Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğum çölyak hastası, diğer çocuklar gibi dışarıda oyun oynayabilir mi?

Çölyak hastalığı, çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel aktivitelerini kısıtlayan bir hastalık değildir.
Akranları ile oyun oynamasında bir sakınca yoktur. Çocuğunuzun sosyal yaşantısının aktif olması aynı zamanda hastalığı ile kolay başa çıkabilme konusunda destek olacaktır. Elbette kemil gelişimi, D vitamini ve kalsiyum gibi temel mineraller ve vitaminlerin eksikliği konusunda gerekirse ek besin maddeleri ile takviye yapmak için doktorunuza danışabilirsiniz.

Dışarıda yemek yerken yediğim ürünlere glüten karışmadığından nasıl emin olabilirim?

Bunu anlamanın en kolay yolu aşçı veya garson ile görüşüp konu hakkında bilgi almaktır. Bu bilgiyi almak fast-food denilen insanların ayak üstü atıştırma yerlerinden almak pek mümkün değildir. Restoran tercihlerinizi bu tür yerlerden yana kullanmak yerine, küçük ama kendi menüsünü kendilerinin pişirdiği ve kolaylıkla aşçı ile görüşebileceğiniz yerleri tercih edebilirsiniz. Ülkemizde özellikle büyük kitapçılarda bulabileceğiniz bir çok referans kaynak mevcuttur. Bu kitapları hem okumanızı hem de elinizin altında bulundurmanızı tavsiye ederiz. Glütensiz diyet konusunda size yardımcı olacaktır. Çoğu büyük markette glütensiz ürünlerin satıldığı ayrı bir reyon bulunmaktadır. Bu ürünlerin satıldığı reyonlar ayrı olsa da mutlaka içeriğini okumalısınız. Tıpkı son kullanma tarihini kontrol etmek gibi ürün içerik bilgisinide okumayı alışkanlık haline getirmelisiniz.

Çölyak hastalığı tanısı aldım. Bundan sonra hastalığım konusunda kimlerden destek almalıyım?

Öncelikle çölyak hastalığında uzman bir doktorun devamlı takibi altında olmalısınız. Bu genellikle gastroenterolog olabileceği gibi konuya hakim dahiliye uzmanı veya aile hekimliği olabilir. Düzenli aralıklarda çölyak hastalığına eşlik eden bulguların, bağırsaklarınızdaki iyileşme oranının ve kan testlerinizin takip edilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra hem bilgi ve deneyiminizi pekiştirmek için hastaların kendi aralarında oluşturduğu sosyal paylaşım gruplarına üye olabilir, aynı hastalığa sahip diğer insanlar ile bilgi paylaşımında bulunabilir, yalnız olmadığınızı da farketmenizi sağlar.

Günlük hayatımda glütensiz beslenme konusunda ne gibi önlemler alabilirim?

Glütensiz gıdalara ve gıda dışı maddelere ulaşım konusunda zaman içerisinde pratikleşeceğiniz fark edeceksiniz. Pişireceğiniz veya hazır olarak alacağınız ürünlere hangi mağazada ve hatta hangi reyon içerisinde ulaşacağınızı öğrenmek kendiliğinden gelişecektir. Mümkünse market alışverişinizi ve yemeğinizi kendinizin yapmalısınız. Nasıl pişireceğiniz konusunda ülkemizde özellikle büyük kitapçılarda rahatlıkla bulabileceğiniz bir çok rehber ve çölyak hastalığı hakkında olan kitaplar mevcuttur. Bu kitapları her zaman elinizin altında bulundurmanız da ve okumanızda fayda var.

Alışverişe çıkmadan önce ne pişireceğinize dair karar vermek, bu işe harcayacağınız zamanı kısaltacaktır. Market alışverişlerinizi aceleye getirmemek önemlidir. Zamanla hangi ürünlerin diyetiniz için daha güvenli olduğu konusunda deneyim kazanacağınızdan dolayı alışverişte daha da pratikleşeceksiniz. Başlangıçta alacağınız ürünlerin içeriklerini okumayı mutlaka bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Sadece gıda alışverişinizde değil, gıda dışı alışverişlerinizde, diş macunu, dudak parlatıcı ve kozmetik ürünleri de satın alırken aynı özeni göstermelisiniz, zira bu ürünlerin bazılarında glüten içeriği olabilir. Vitamin içerikli olsa da bazı ilaçlarda da glüten proteini bulunabilir, bu konu ilaç prospektüsünü okuyun veya doktorunuza danışın.
Zarf ve kağıt bardakların ağızla temas edilen tutkallı kısmında glüten olabileceğini unutmayın. Genel prensip olarak bu tür şeylere karşı tedbirli davranmanız sağlığınız açısından önemlidir.
Eğer yalnız yaşamıyorsanız mutfağınız içerisinde glütensiz alanlar oluşturabilirsiniz. Buzdolabınızda size ait bir raf, mutfak eşyalarınızdan oluşan ve muhafaza edilen ayrı bir dolap olmalıdır. Tahta, plastik, teflon gibi pürüzlü, delikli yüzeylerde, ızgara gibi temizlenmesi güç gereçlerde kullanımdan dolayı glüten kalabileceğinden bu türk mutfak araç ve gereçleri yerine cam, porselen gibi ürünleri tercih etmeniz, ya da size özel ayrı malzemelerinizin olması daha doğru olacaktır.

Ekmek kesme tahtaları ne kadar yıkanırsa yıkansın, ardından sebze doğranırken ekmekten artan kırıntılar, tahtamın küçük aralıklarından bir sonraki yemeğe bulaşabilir. Mutfak tezgahının üzerini yemeğinizi pişirmeden önce iyice temizlemeniz gerekmektedir. Ekmek kızartma makinesi, tost makinesi gibi glütenin kolaylıkla bulaşabileceği aletleri, diğer ev halkı ile ortak kullanmak yerine size özel ayrı aletleriniz olsun.
Mutlaka yanınızda paketlenmiş, açlığınızı giderecek glütensiz atıştırmalık ürünler bulundurun. Bu alışkanlık, aç kalmanızı için önlem olacak ve endişenizi azaltacaktır. Ayrıca taze veya kurutulmuş meyveler ve kuru yemiş ( incir, kayısı, elma badem, fındık gibi ) açlık durumlarında kolayca imdadınıza yetişir.
Fast-food tipi daha önceden hazırlanmış ve çoğunlukla satıcılarının dahi ne içerdiğini bilmediği ürünlerin satıldığı, kalabalık ve ayaküstü atıştırma yerlerini kullanmayın. Küçük ama kendi menüsünü kendilerinin pişirdiği, sağlıklı ve rahatlıkla aşcısıyla görüşüp bilgi alabileceğiniz yerler sizin için idealdir. Maalesef Çölyak hastalığı Türkiye’de fazla bilinmediğinden dolayı hastalığınızı garsona söylediğinizde anlayamayabilir. Çölyak hastalığı aslında tam olarak buğday ve buğday ürünlerine karşı alerji anlamına gelmese de, kendinizi daha net ve rahat ifade edebilmek için bu tarzda söyleyebilirsiniz. Tabi ki arpa, çavdar hatta yulafta da glüten proteini bulunmaktadır ancak bütün bunları garsona küçük bir konferans vermenizin size pratik bir faydası olmayacaktır. Aileniz veya arkadaşlarınız ile gittiğiniz lokantada, bir fırsatını bulup yemek siparişinizi gerekirse aşçıyla görüşerek kendiniz vermelisiniz. Türk mutfağının neredeyse vazgeçilmezlerinden olan salata siparişi vermeyi düşünürseniz, salatada sadece zeytinyağı ve limon kullanmanızı tavsiye ederiz. Çünkü salata soslarının özellikle sirkenin içinde dahi glüten olabilir.

Glütensiz beslenme ne demektir?

Glütensiz beslenme, basitçe diyetten glüten isimli proteini çıkarmak anlamına gelir. Çölyak hastalığı için tek tedavi seçeneği bu diyettir ve ömür boyunca sürdürülmelidir. Glütensiz diyet, aslında günlük hayatımızda uygulamaya çalıştığımız kolesterolden fakir diyet, zayıflatıcı diyet, kas yapımını destekleyen diyet ya da tuzsuz diyet adı altında yapılan diyetlerden prensip olarak çok farklı değildir. Ne var ki, halk arasında buğday proteini olarak bilinen glüten sadece buğday ve buğdaydan yapılan ürünlerde bulunmaz. Arpa, çavdar ve yulafta da bulunur. Dahası paketlenerek satılan pek çok gıdayave hatta kozmetik ürüne kıvam verici ve sertleştirici dolgu maddesi görevi ile glüten ilave edilmektedir.
Glütensiz diyet için buğday unu yerine sıklıkla mısır, patates veya pirinç unu kullanılabilinir. Ayrıca fasulye, bezelye, barbunya, soya fasulyesi, mercimek ve nohut gibi baklagiller de diyette buğdayın yerini kolaylıkla dolduracaktır. Meyve ve sebze cenneti ülkemizde, bu gıdaların tümünü taze, donmuş veya katkı maddesi ilavesi yapılmamak şartıyla kurutulmuş olarak tüketmek çölyak hastaları açısından güvenlidir. Bunların dışında temel gıdalardan et, balık, süt, yumurta vebal glütensiz diyette serbest gıdalardır. Zeytin, zeytinyağı, ayçiçek, mısır, fındık ve kanola yağları güvenlidir. Fındık, fıstık, antep fıstığı, badem, ceviz, leblebi gibi kuruyemişler de herhangi katkı maddesi eklenmediğinden emin olunursa sorunsuzca tüketilebilir. Bunların dışında işlenmiş ürün olarak alınan her gıda titizlikle glüten içeriği bakımından kontrol edilmelidir. Bu gıdalara örnek peynir, yoğurt, tereyağı, dondurma, şeker verilebilir.
Çölyak hastalarının tüketmemesi gereken yiyecekler arasında köfte, dolma, tarhana çorbası, bulgur pilavı, makarna, erişte ve irmik helvası gibi sık tercih edilen yemekler bulunmaktadır. İyi haber: Bu yemekleri buğday unu yerine yukarıda belirtilen diğer unlarla yapıp benzer tatları yakalamak hiç de zor değildir. Glüten, hayatımıza gıdalar dışında dudak nemlendiriciler, kremler, güneşten koruyucular, diğer kozmetik ürünler, diş macunları, şampuan, saç kremi ve hattasabunlarla da girmektedir. Dolayısıyla bu ürünlerin mutlaka glütensiz olanlarını tercih etmek gerekir.
Kısacası glütensiz diyet, ağız yolu ile sindirim sistemimize glüten girişini tamamen önlemek olarak özetlenebilir. Glütensiz hayata geçmek üzere yaşam tarzınızı ve yeme alışkanlıklarınızı gözden geçirmek sandığınızdan kolay olacak ve telaş etmenizin yersiz olduğunu fark edeceksiniz. Bu arada kendi yaratıcılığınızı kullanarak yepyeni yemek tarifleri de üretebilirsiniz. Unutmayınız ki hayatınız sizin ellerinizde, zamanında konulmuş çölyak hastalığı teşhisi ile geçeceğiniz glütensiz yaşam tarzı size sadece hayatınızda yeni bir pencere açacak ve bu pencereden dünyaya açılarak her şeye kaldığı yerden devam edeceksiniz.

Çalıştığım iş yerinde bir arkadaşıma çölyak tanısı kondu. Ona karşı nasıl davranmalıyım?

İş yerinizde çölyak hastalığına sahip olan arkadaşınız için ayrı bir menü çıkıyorsa, hayat herkes için çok kolaydır fakat Türkiye’de bu konforu sağlamak pek çok işveren için kolay değildir. Çölyak hastası arkadaşınız, geçmişinde yaşadığı olumsuz tecrübelerden dolayı kendi yemeğini evinde hazırlayıp ofise getirebilir. Bu da onun için hem hazırlık sırasında vakit kaybı, hem de ulaşım esnasında zorluk anlamına gelmektedir. Glüten ile ufak bir temas bile onun geceyi acil serviste geçirmesine neden olabilecek kadar sancılı olabilir. Bu gerçekleri bilerek çalışma arkadaşınıza karşı acıma duygusu yerine anlayışla yaklaşmalı ve hayatı onun adına kolaylaştırmalısınız.

En yakın arkadaşıma çölyak tanısı kondu. Ona nasıl yardım edebilirim?

Çölyak hastaları uyguladıkları diyetlerindeki kısıtlamalar nedeniyle, özellikle sosyal aktivitelerinde daha dikkatli davranmaları gerekir. Örneğin bir etkinlik sonrası eğlenmek ve yemek amacıyla herhangi bir restorana gittiklerinde seçenekleri oldukça kısıtlıdır. Düğün, davet gibi organizasyonlarda gıdaları kontrol etme şansı olmadığından yine sıkıntı yaşayacaktır. Bazen kendini sosyal aktivitelerden geri çekmek yolunu seçebilir. Bu yüzden, çölyak hastası bir arkadaşınız varsa, kendisini yalnız hissetmemesini sağlamalısınız. Eğer bir sosyal organizasyonda siz ev sahibiyseniz, çölyak’lı arkadaşlarınızın da tadabileceği gıdalar hazırlayabilirsiniz. Çölyak hastaları da lezzetli besinleri tüketebilir, bunlardan hep bir birlikte yemek keyifli olacaktır. Şayet dışarı çıkılacaksa restoran tercihi konusunda arkadaşınızın da fikrini almanız hoş olacaktır zira kendisi çölyak menüsü olan yerler konusunda sizden daha fazla tecrübe sahibidir. Glütensiz menülere sahip olan restoranları tercih ettiğinizde, çölyak hastası olan arkadaşınızın kendisini yemek konusunda daha rahat hissedeceğinden dolayı birlikte güzel vakit geçirebilirsiniz. Çölyaklı bir arkadaşınızı öpmeniz söz konusu olursa, dikkatli olmalısınız. Kendi dudağınıza sürdüğünüz ruj hatta nemlendirici bile glüten içerebilir. Diş macununuzun glüten içermediğini kontrol etmelisiniz.Diyetlerinde yer alan kısıtlamalar nedeniyle çölyak hastalarının bir çoğu “başkaları benim için ne düşünür acaba“ kaygısı ile birlikte yaşadıkları için ve kendilerine uygun menü bulmak yerine “teşekkürler aç değilim“ cümlesini kullanmayı tercih ettiklerinizi unutmamalısınız. Bu nedenle, onların bu çekingenliğini ve pasifliğini kırmak adına, içeriği hakkında çoğu zaman bilgi sahibi olunamaya fast-food ürünler yerine, aşçı ile kolaylıkla görüşebilecekleri küçük restoranları tercih etmelisiniz.

Son olarak, eğer çölyaklı bir arkadaşınız ile birlikte market alışverişine çıktıysanız, onun bu işe ayırması gereken süreninin sizinkinden çok daha uzun olabileceğini bilmelisiniz. Titizlikle aldığı ürünlerin içeriğini okuması gerçeğini unutmamalısınız.

Ben bir sınıf öğretmeniyim. Öğrencilerimden birisi Çölyak hastası. Nelere dikkat etmeliyim?

Çölyak teşhisi almış olan öğrencinizin şansız bir hastalığa yakalandığını düşünmemelisiniz.
Aksine çölyak tanısını alması gecikmiş olsaydı, bu durumun öğrencinizin sağlığında kalıcı bir hasar gelişimine neden olabilirdi. Çölyak hastalığı tanısı almadan önce, akran gruplarına gore büyüme ve gelişmede olan geriliği, dikkatini toplayamama ve halsizlik şikayeti olan çocuklar, glütensiz diyet ile hızlı bir şekilde sağlıklarına kavuşarak, canlı ve zinde bir hal alırlar. Diğer arkadaşları ile rahatlıkla aktif şekilde oynayabilirler. Öğretmen olarak öğrencinizin velisi ile iş birliği içerisinde olup, çocuğun okul saatleri içerisinde aldığı besinleri mercek altında tutmanız hem aile hem de yaşı itibari ile henüz glütensiz diyet kontrolünü sağlamakta zorlanacak olan öğrenciniz için son derece önemlidir. Glütensiz diyetin kısıtlık nedeniyle gelişebilecek “akran baskısı” bazen çocuk için büyük bir sıkıntı olsa da, çocuğun sınıf arkadaşları ile beraber uyum içerisinde problemsiz şekilde eğitim almasını sağlamak amacıyla çölyak hastalığı ile ilgili digger öğrencilere yönelik ve onların anlayabileceği bir dil kullanarak çölyak hastalığı hakkında küçük bir seminer vermek, onları bilgilendirmek faydalı olabilir.

Çocuğum çölyak hastalığı tanısı aldı. Çok endişe duyuyorum, nasıl davranmalıyım?

Ebeveyn olarak öncelikle siz, çocuğunuzun hayatı boyunca çölyak ile yaşayacağını kabullenmelisiniz. Bu gerçeği kabul ettikten sonra, çocuğunuzu bu hastalık hakkında bilinçli bir şekilde eğitmeye başlamalısınız. Unutmamak gerekir ki, hayat boyu belli bir diyet uygulaması gerektiren daha başka çok sayıda hastalık vardır. Hatta günümüzde vejeteryan hayat tarzı veya daha sağlıklı olacağına inanarak kendi istekleri ile özel diyet uygulayan bir çok insan kişi var. Çölyak hastalığını bu şekilde ele alırsanız, işler hem çocuğunuz için hem de ona ilk eğitimi verecek olan sizin için kolaylaşacaktır. Ardından yapmanız gereken, sınıf öğretmeni ve okuldaki ilgili bölümleri çocuğunuzun hastalığı hakkında bilgilendirmektir. Çocuğunuz beslenme saatleri içerisinde okulda yemek yiyorsa, yemek şirketi ile de şahsen irtibatta olunuz. Çölyak hastalığı çocuğunuzun okuldaki akademik performansını etkilemeyecektir. Sosyal ya da spor etkinliklerine katılması içinde bir engel değildir. Acıktığında, önlem amaçlı glütensiz atıştırmalık ürünlerden daima çantasında bulundurmasını sağlayın.

Okulda çocuğunuzun karşılaşabileceği en önemli sorunlarından başında; akran baskısı olacaktır. Bazen çocukların, birbirlerine karşı acımasız tavırlar içinde olması okul çağında gözlenebilen bir durumdur. Bu sorunla başa çıkmada, okul öğretmeni ve okul rehberlik servisi iletişim halinde kalmanız faydalı olacaktır.

Çölyak hastasıyım. Yememem gereken yasaklı yiyecekler nelerdir?

Günlük hayatta en sık karşılaşılan ve çölyak hastalarının kesinlikle uzak durması gereken bazı gıdalar aşağıda sıralanmıştır.

  • Buğday unu, buğday nişastası, kahverengi un
  • Çavdar
  • Arpa
  • Yulaf (az miktarda glüten içerir)
  • Bulgur, kepek, irmik
  • Makarna, erişte, bisküvi
  • Sirke (tam damıtılmış sirkeler glüten içermez)
  • Bira (glütensiz biralar da mevcuttur)
  • Sakız (glütensiz sakızlar da mevcuttur)
  • Malt
  • Soya sosu

Çölyak hastasıyım neleri yiyebilirim?

Hayatınızda glütenin yerini doldurabilecek bir çok seçenek vardır. Ülkemiz de, toprağı ve güneşi bol yerlerde çölyak hastalarının sepetlerini doldurabilecek çeşitlilikte bir çok ürün vardır. Aşağıda paylaşılan liste, gıda alışverişlerinizde size bir rehber olması amacıyla hazırlanmıştır.

  • Baklagiller:Fasulye, bezelye, barbunya, soya fasulyesi, mercimek ve nohut
  • Kırmızı et, tavuk ve balık
  • Kahvaltılıklar: Tereyağı, peynir (ürün içeriğini mutlaka kontrol et), zeytin, çay, bal, yumurta, süt
  • Yoğurt ve ayran (ürün içeriğini mutlaka kontrol edin)
  • Doymamış yağlar: Kanola yağı, ayçiçek yağı, susam yağı, mısırözü yağı, zeytinyağı, kakao yağı
  • Mısır, patates, pirinç ve bunların unları
  • Meyve (kurutulmuş veya taze olabilir)
  • Sebzeler
  • Kuru Yemişler: Badem, fındık, fıstık, ceviz, antep fıstığı, beyaz nohut, leblebi, kaju, ayçekirdeği, kabak çekirdeği. Bu ürünlerin katkısız yani tuzsuz ve soslanmamış olmaları gerekir. Paketleme esnasında glütenle çapraz bulaşma dediğimiz unlu gıdalarla karışma olmadığından emin olunmalı.
  • Şeker (Şeker kamışından elde edilen saf şeker glütensizdir ancak işlenirken veya küp şeker haline gelirken glüten ile karışma riski vardır. Endişe ediliyorsa tatlandırıcı olarak bal kullanılabilinir.)
  • Tuz, vanilya, baharatlar ( paketleme esnasında un ile karışma riski var, ayrıca saf halde baharatlar kullanılmalıdır )
*Bir çölyak hastası daima satın aldığı ürünün içeriğini glüten varlığı bakımından kontrol etmelidir. Yukarıdaki listede verilen ürünlerin üretildiği yerlerde, paketleme esnasında buğday unu veya glüten ile karışma olasılığı vardır. Bu nedenle glütensiz ortamlarda paketlenmiş ürünleri aramalı ya da daha iyisi "glüten içermez” ibaresini kontrol etmek en güvenli yoldur.

Yiyecekler dışında kullandığımız kişisel bakım ürünlerinde de glüten olduğunu duydum. Bunlar nelerdir?

  • Kâğıt bardakların ağızla temas eden tutkallı kısmında glüten olabileceğinden bu tür şeyleri ağıza götürmemeli
  • Diş macunu, dudak parlatıcı, krem, losyon ve diğer makyaj malzemelerinde glüten olabilir.
  • Şampuan, saç kremi ve güneşten koruyucular da glüten içerebilir. Hatta sabunların da glüten içeriği kontrol edilmelidir.
  • Eşiniz bira içtikten, ekmek yedikten sonra onu öpmemelisiniz.
  • Kenarları yapışkanlı mektup zarflarında da glüten var. Bunları yalamayın.
  • İlaçlar doktora veya üreticisine danışılmadan kullanılmamalıdır.
  • Teflon, tahta kaşık gibi mutfak aletleri ne kadar iyi temizlenseler de gözeneklerinde glüten kalıntıları kalabilme riski olduğundan, bunlar ayrılmalıdır.

Çölyak hastalığı nedir?

Çölyak hastalığı, glüten isimli proteine vücut savunma sisteminin göstermiş olduğu hassasiyet olarak özetlenebilir. Günlük hayat içerisinde kullandığımız havluya benzer bir iç yapıda olan ince bağırsak yüzeyinde düzleşme gelişir. Hastalıkla ilgili şikayetlerin bir kısmı, bu düzleşme sonrasında gerekli besin maddelerinin emilimindeki azalmaya bağlı olarak diğer kısmı da aktif hale geçen savunma sistemimizin ince bağırsak dışı organlarda yaptığı zarardır.

Buğday içerisinde bulunan glüten proteinine karşı oluşan bir reaksiyon sonrası gelişen çölyak bulgularını, basitçe buğday alerjisi gibi düşünmemek gerekir.

Çölyak hastalığında izlenebilen belirtiler nelerdir?

Çölyak hastalığında ve hastalarında gözlenen klinik tablo oldukça değişkendir. Hastalık, bazen kansızlık, karaciğer yağlanması gibi bağırsak dışı vücut organlarında meydana gelen hasarlar ile kendini gösterebileceği gibi, hiç bir yakınmaya sebep olmadan da sessizce ilerleyebilir.
Çocuklarda görülen; büyüme-gelişme geriliği, ishal, halsizlik ve diş çürükleri, karın ağrısı, kusma, yetişkinlerde ise şişkinlik ve ishal karakterize özelliklerdir. Ancak çölyak hastası olan çocuklarda, kemik ve eklem ağrıları görülebildiği gibi ergenlik gecikmesi ve depresyon, öğrenme güçlüğü, davranış bozukluğu, yetişkinlerde ise, kansızlık, cilt kaşıntısı ve içi su dolu kabarcıklar gibi geniş bir yelpazede çölyak hastalığı yakınmalarına rastlanılabilir. Çölyak hastalığının tanı ve tedavi sürecinde çölyak hastalığı tanısını koymadaki güçlük hem yakınma yelpazesinin geniş olması, hem de birden fazla bulgu içerisinde hiçbirinin sadece çölyak hastalığına özgü olmamasından kaynaklanmaktadır.

Batı ülkelerinde çölyak hastalığının görünme sıklığının daha yüksek izlenmesi nedeniyle, hastalıkla ilgili çok sayıda tıbbi araştırmalar yapılmıştır. Türk ve ABD’li çölyak hastalarının karşılaştırıldığı bir tibbi araştırmada, Türk hastalarda öne çıkan bulgular uzun süre şiddetli bir şekilde devam eden kansızlık ve ishal iken, ABD’li hastalar karın ağrısı, yorgunluk, şişkinlik gibi atipik bulgulara sahip olduğu görülmüştür. Elbette Türkiye’de atipik bulgulara sahip kişilerde çölyak hastalığı akla getirilmediğinden araştırılamamış olma olasılığı oldukça fazladır. Zira bu çalışma, çölyak hastalığı tanısı konmuş bireyler arasında yapılmıştır.

  • İshal, kabızlık
  • Karında şişkinlik ve gaz hissi
  • Vücutta denge kurmakta zorluk
  • Baş ağrısı, migren
  • Gece körlüğü, göz kuruluğu (A vitamini eksikliği ile ilişkili)
  • Demir eksikliğine bağlı kansızlık
  • Diş eti yaraları, ağız içinde aftlar
  • Diş minesi kaybı
  • Diş çürükleri
  • Ağız kokusu
  • Ağız kuruluğu
  • Yemek borusunda iltihap (eozinofilik özofajit)
  • Böbrek taşları
  • Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları
  • Prostat enfeksiyonları
  • Karaciğer hastalıkları (otoimmun hepatit, karaciğer yağlanması, karaciğer testlerinde bozulma)
  • Tip 1 diyabet (insüline bağlı şeker hastalığı)
  • Eklem ağrıları
  • Skleroderma (ciltte, özellikle el sırtındaki deride kalınlaşma)
  • Ciltte kaşıntılı ve içi su dolu kabarıklıklar
  • El ve ayakta uyuşukluk
  • Çocuklarda raşitizm, erişkinlerde kemik erimesi
  • Ergenlik gecikmesi, adet bozuklukları, sık düşük yapmak
  • Depresyon, öğrenme güçlüğü, davranış bozukluğu,
  • Tiroid yetmezliği (otoimmun tiroidit)

Çölyak hastalığı sıklığı nedir?

Çeşitli ülkelerde çölyak hastalığı hakkında yapılan araştırmalara göre, genel nüfusun içerisinde yüzde %0.5 - %1 oranında görülmektedir. Çölyak hastalığı, çocukluk döneminde başlayarak her yaş grubu arasında görülür. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de, erişkinlerde çölyak hastalığı görülme sıklığı, genellikle sağlıklı kan bağışı yapan kişiler arasından yapılmıştır.

Türkiye’de Çölyak hastalığının görülme sıklığı, 2000 kan vericisi üzerinden yapılan tarama testi sonucu ile %1.3 oranında bulunmuştur. Bu örnekler gösteriyor ki, hastalığın %70 kadarını genç ve sağlıklı erkekler oluşturuyor. Bu çalışma, toplumdaki gerçek sıklığı olduğundan daha küçük gösteriyor olabilir. Kayseri bölgesinde, yaşları 20 ile 59 arasında olan 906 erişkin taranmış ve Çölyak sıklığı %1 kaydedilmiştir. ABD’de % 1 ile % 17 arası hastada bir görülür. Avrupa’da sıklık % 1 ile %2.6’dır.

Çocuklarda çölyak hastalığının görülme sıklığı konusunda yapılan çalışmada Erzurum bölgesinden 1263 adet sağlıklı çocukta test uygulaması yapılmış olup, %0.87 oranında görülme sıklığı bulunmuştur. Bu bilgiler ışığında, Türkiye de tahmini olarak 700.000 çölyak hastası olduğu düşünülmektedir. Başka bir deyiş ile, her sağlıklı 100 kişiden 1’si çölyak hastasıdır. Ne yazık ki bunların büyük bir çoğunluğu tanı konulmayı beklemektedir.

Çölyak hastalığı kalıtsal mıdır?

Genlerimizde yer alan özel kodlar ile hastalıklar arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir. Dahası, birinci ya da ikinci dereceden yakınlarında Çölyak hastalığı olan bireylerde, hastalığın gelişme ve bulunma riski diğer bireylere oranla daha fazladır. Özetle, hastalık genel olarak genetik bir yatkınlığa sahip bireylerde gelişir. Birinci dereceden akrabalarında Çölyak hastalığı olanlarda, görülme sıklığı daha fazladır. ( %1.7 )

Çölyak hastalığı tedavi edilmezse ne zarar verir?

Hastalığın erken teşhisinde, ince bağırsak ve diğer organlarda henüz geriye dönüşümsüz hasar gelişmediğinden dolayı tedavi daha yüz güldürücüdür. Ancak hastalığın tanınıp tedavisinin henüz bilinmediği 1940’li yılların öncesinde ölümcül olma riskinin %12’ lere dayandığı unutulmamalıdır. Tedavi yardımı ile, çölyak hastalığına sahip bireylerde yaşam beklentisi ve yaşam kalitesi toplumum geri kalanı ile aynı seviyededir

Çölyak hastalığı tedavisi nasıldır?

Hastalığın temel tedavisi glütensiz beslenme üzerinedir. Glütensiz diyet bir ömür boyunca sürer. Birçok hastanın uygulamış olduğu glütensiz beslenme, hastalığın mevcut belirtilerini durdurmakta, bağırsakların zarar gören kısımlarında iyileşme sağlamakta ve bağırsakların daha fazla zarar görmesini engellemekte fakat hastalığı tam olarak tedavi edememektedir. Bu nedenle çölyak hastalarının buğday, arpa ve yulaf içeren tüm gıdalardan uzak durması, glüten ilaveli herhangi bir ürünü tüketmemesi gerekmektedir. Paketlenerek satılan birçok gıda ve hatta kozmetik ürün, kıvam verici, sertleştirici dolgu maddesi göreviyle glüten içerebileceğinden, çölyak hastalarının satın almış oldukları ürünlerin içerikliklerini titizlikle okumaları gerekmektedir. Dudak nemlendirici ürünlerde dahi glüten bulunmaktadır.