Hastayım
Çölyak tanısı aldıktan sonra, glütensiz diyete geçiş dönemi endişe ettiğiniz kadar zor değildir. Basit kurallara uyduğunuz takdirde glütensiz diyetin bir yaşam tarzı olduğunu ve rahatlıkla başarabileceğinizi fark edersiniz. Öncelikle çölyak hastalığı konusunda uzman bir doktorun takibinde olmalısınız. Bu genellikle bir gastroenterolog olabileceği gibi, konuya hakim iç hastalıkları, aile hekimliği uzmanı veya pratisyen hekim de olabilir. Belirli aralıklarla, çölyak hastalığına eşlik eden bulguların, bağırsağınızdaki iyileşmenin ve kan testlerinizin takip edilmesi gerekir. Bunun yanı sıra, hem bilgi ve deneyim alışverişi hem de psikolojik destek açısından, çölyak hastalarının oluşturduğu yerel sosyal paylaşım gruplarına üye olmanızı tavsiye ederiz. Eğer bu grupların üyeleriyle zaman zaman bir araya gelmek için müsait değilseniz, internet grupları da işe yarayabilir, yalnız olmadığınızı fark edersiniz.
Glütensiz gıdalara ulaşım konusunda da zamanla pratikleşeceğinizi fark edeceksiniz. Pişireceğiniz veya hazır alacağınız ürünlere hangi mağazada ve hatta hangi reyonda ulaşacağınızı öğrenmek kendiliğinden gelişecektir. Mümkünse market alışverişinizi ve yemeğinizi kendiniz yapın. Nasıl pişireceğiniz konusunda, ülkemizde özellikle büyük kitapçılarda bulabileceğiniz rehber kitaplar mevcuttur. Bu kitapları her zaman elinizin altında bulundurup ihtiyaç duydukça okumanızda fayda var. Alışverişe çıkmadan önce ne pişireceğinize karar verirseniz, bu işe harcayacağınız zaman kısalacaktır. Market alışverişlerinizi aceleye getirmeyiniz. Zamanla hangi ürünlerin sizin için daha güvenli olduğu konusunda deneyim sahibi olacağınızdan alışverişte daha da pratikleşeceksiniz. Ama başlangıçta ürün içeriklerini okumayı mutlaka alışkanlık haline getirin. Sadece gıda alışverişi değil, diş macunu, dudak parlatıcı, kozmetik ürünleri satın alırken de aynı titizliği göstermelisiniz, zira bu ürünlerin de içeriğinde glüten olabilir. Vitamin içerikli dahi olsa bazı ilaçlarda da glüten olabilir, bu konuda ilaç prospektüsünü okuyun veya doktorunuzla irtibata geçin.
Zarf veya kağıt bardakların ağızla temas eden tutkallı kısmında glüten olabileceğinden, genel prensip olarak bu tür şeylere karşı da tedbirli olmanız gerekmektedir.
Eğer yalnız yaşamıyorsanız mutfağınızda glütensiz alanlar oluşturmalısınız. Buzdolabınızda size ait bir raf, sizin mutfak eşyalarınızın muhafaza edildiği ayrı bir dolap olmalıdır. Tahta, plastik, teflon gibi pürüzlü, delikli yüzeylerde, ızgara gibi temizlemesi güç gereçlerde glüten kalabileceğinden bu tür mutfak araç gereçleri yerine cam, porselen gibi ürünler tercih edilmeli ya da size özel, ayrı malzemelerinizolmalıdır. Ekmek kesme tahtasını ne kadar yıkarsanız yıkayın, ardından sebze doğranırken ekmekten arta kalan kırıntılar, tahtanın küçük aralıklarından bir sonraki yemeğe bulaşacaktır. Mutfak tezgahının üzerini yemeğinizi pişirmeden önce iyice temizleyiniz. Ekmek makinesi, tost makinesi gibi glütenin kolaylıkla bulaşacağı aletleri, diğer ev halkı ile ortak kullanmak yerine size özel ayrı aletleriniz olsun.
Daima yanınızda paketlenmiş, açlığınızı giderecek atıştırmalık glütensiz ürünler bulundurun. Bu alışkanlık, aç kalmamanız için önlem olacak ve endişenizi giderecektir. Ayrıca taze veya kurutulmuş meyveler ve yemiş de (incir, kayısı, elma badem, fındık, fıstık gibi) açlık durumlarında kolaylıkla imdadınıza yetişir.
Restoran tercihlerinizi “fast-food” tipi daha önceden hazırlanmış ve çoğunlukla satıcılarının dahi ne içerdiğini bilmediği ürünlerin satıldığı, kalabalık, ayaküstü atıştırma yerlerinden yana kullanmayın. Küçük ama kendi menüsünü kendilerinin pişirdiği ve rahatlıkla aşçısıyla görüşüp bilgi alabileceğiniz yerler sizin için idealdir. Türkiye’de bu hastalık çok iyi bilinmediğinden, garsona çölyak hastası olduğunuzu söylediğinizde sizi anlamayabilir. Aslında çölyak hastalığı tam olarak buğday alerjisi anlamına gelmemekle beraber kendinizi kolay ifade etmek için “buğday alerjiniz nedeniyle unlu gıdalar yememeniz gerektiğini” söyleyebilirsiniz. Tabii ki arpa, çavdar hatta yulafta da glüten mevcuttur, ancak bütün bunları anlatarak garsona küçük bir konferans vermenizin size pratik bir faydası olmayacaktır. Aileniz veya arkadaşlarınızla gittiğiniz lokantada, bir fırsatını bulup yemek siparişinizi gerekirse aşçıyla görüşerek kendiniz vermelisiniz. Türk mutfağının neredeyse vazgeçilmezi olan salata siparişi vermeyi seçerseniz salataya sadece zeytinyağı ve limon kullanmanızı tavsiye ederiz. Çünkü salata soslarının hatta sirkenin içinde dahi glüten olabilir.
Özet olarak; glütensiz diyet aslında bir yaşam tarzıdır. Birkaç temel kurala uyarak, kendinizi kısa zamanda ve kolaylıkla bu beslenme tarzını uyguluyor olarak bulacaksınız. Glutensiz diyet ile beslenme şeklinizi ve dolayısıyla hayatınızı düzenlerken “başkalarının ne düşündüğü”, “sizinle birlikte olmanın onlara gereksiz zaman kaybettirdiği” fikrine kapılıp, gittiğiniz yerlerde “teşekkür ederim, ben aç değilim” diyerek çıkış yolu bulmaya çalışmak yanlış bir adım olacaktır. Arkadaşlarınız ve ailenizin sizinle birlikte vakit geçirmekten keyif aldığını ve sizi gerçekten sevdikleri için birlikte bir yerlere gelmiş olduğunu unutmayınız.







