Bilgi Almak İstiyorum

Çölyak Hakkında Bilgi Almak İstiyorum
Arrow Down

Hastayım

  • Hastayım
  • Hastanın Öğretmeniyim
  • Hastanın Ebeveyniyim
  • Hastanın Çalışma Arkadaşıyım
  • Hastanın Sosyal Hayatındaki Arkadaşıyım

Çölyak hastalığı tanısından sonra, glütensiz diyete geçiş dönemi zannedildiği kadar zor değildir. Basit kurallara uyduğunuz sürece glütensiz diyetin bir yaşam tarzı olduğunu ve rahatlıkla başarabileceğinizi fark edeceksiniz. Çölyak hastalığı konusunda uzman bir doktorun takibinde olmalısınız. Bu genellikle bir gastroenterolog olabileceği gibi, konuya hakim iç hastalıkları, aile hekimliği uzmanı veya pratisyen hekim de olabilir. Belirli aralıklarla düzenli olarak kan testinizi ve hastalık ile alakalı bulgularınızı takip etmeniz gerekmektedir. Bunun yanı sıra çölyak hastaları tarafından oluşturulan yerel sosyal paylaşım platformlarına üye olarak hem bilgi ve deneyim alışverişi hem de psikolojik destek açısından size olumlu faydası olacaktır. Bu tarz sosyal gruplar ile bir araya gelmek için müsait değilseniz, internet üzerinden kurulan sosyal gruplar da işe yarayabilir.

Glütensiz gıdalara ve gıda dışı maddelere ulaşım konusunda zaman içerisinde pratikleşeceğiniz fark edeceksiniz. Pişireceğiniz veya hazır olarak alacağınız ürünlere hangi mağazada ve hatta hangi reyon içerisinde ulaşacağınızı öğrenmek kendiliğinden gelişecektir. Mümkünse market alışverişinizi ve yemeğinizi kendinizin yapmalısınız. Nasıl pişireceğiniz konusunda ülkemizde özellikle büyük kitapçılarda rahatlıkla bulabileceğiniz bir çok rehber ve çölyak hastalığı hakkında olan kitaplar mevcuttur. Bu kitapları her zaman elinizin altında bulundurmanız da ve okumanızda fayda var.

Alışverişe çıkmadan önce ne pişireceğinize dair karar vermek, bu işe harcayacağınız zamanı kısaltacaktır. Market alışverişlerinizi aceleye getirmemek önemlidir. Zamanla hangi ürünlerin diyetiniz için daha güvenli olduğu konusunda deneyim kazanacağınızdan dolayı alışverişte daha da pratikleşeceksiniz. Başlangıçta alacağınız ürünlerin içeriklerini okumayı mutlaka bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Sadece gıda alışverişinizde değil, gıda dışı alışverişlerinizde, diş macunu, dudak parlatıcı ve kozmetik ürünleri de satın alırken aynı özeni göstermelisiniz, zira bu ürünlerin bazılarında glüten içeriği olabilir. Vitamin içerikli olsa da bazı ilaçlarda da glüten proteini bulunabilir, bu konu ilaç prospektüsünü okuyun veya doktorunuza danışın.
Zarf ve kağıt bardakların ağızla temas edilen tutkallı kısmında glüten olabileceğini unutmayın. Genel prensip olarak bu tür şeylere karşı tedbirli davranmanız sağlığınız açısından önemlidir. Eğer yalnız yaşamıyorsanız mutfağınız içerisinde glütensiz alanlar oluşturabilirsiniz. Buzdolabınızda size ait bir raf, mutfak eşyalarınızdan oluşan ve muhafaza edilen ayrı bir dolap olmalıdır. Tahta, plastik, teflon gibi pürüzlü, delikli yüzeylerde, ızgara gibi temizlenmesi güç gereçlerde kullanımdan dolayı glüten kalabileceğinden bu türk mutfak araç ve gereçleri yerine cam, porselen gibi ürünleri tercih etmeniz, ya da size özel ayrı malzemelerinizin olması daha doğru olacaktır.

Ekmek kesme tahtaları ne kadar yıkanırsa yıkansın, ardından sebze doğranırken ekmekten artan kırıntılar, tahtamın küçük aralıklarından bir sonraki yemeğe bulaşabilir. Mutfak tezgahının üzerini yemeğinizi pişirmeden önce iyice temizlemeniz gerekmektedir. Ekmek kızartma makinesi, tost makinesi gibi glütenin kolaylıkla bulaşabileceği aletleri, diğer ev halkı ile ortak kullanmak yerine size özel ayrı aletleriniz olsun. Mutlaka yanınızda paketlenmiş, açlığınızı giderecek glütensiz atıştırmalık ürünler bulundurun. Bu alışkanlık, aç kalmanızı için önlem olacak ve endişenizi azaltacaktır. Ayrıca taze veya kurutulmuş meyveler ve kuru yemiş ( incir, kayısı, elma badem, fındık gibi ) açlık durumlarında kolayca imdadınıza yetişir. Fast-food tipi daha önceden hazırlanmış ve çoğunlukla satıcılarının dahi ne içerdiğini bilmediği ürünlerin satıldığı, kalabalık ve ayaküstü atıştırma yerlerini kullanmayın. Küçük ama kendi menüsünü kendilerinin pişirdiği, sağlıklı ve rahatlıkla aşcısıyla görüşüp bilgi alabileceğiniz yerler sizin için idealdir. Maalesef Çölyak hastalığı Türkiye’de fazla bilinmediğinden dolayı hastalığınızı garsona söylediğinizde anlayamayabilir. Çölyak hastalığı aslında tam olarak buğday ve buğday ürünlerine karşı alerji anlamına gelmese de, kendinizi daha net ve rahat ifade edebilmek için bu tarzda söyleyebilirsiniz. Tabi ki arpa, çavdar hatta yulafta da glüten proteini bulunmaktadır ancak bütün bunları garsona küçük bir konferans vermenizin size pratik bir faydası olmayacaktır. Aileniz veya arkadaşlarınız ile gittiğiniz lokantada, bir fırsatını bulup yemek siparişinizi gerekirse aşçıyla görüşerek kendiniz vermelisiniz. Türk mutfağının neredeyse vazgeçilmezlerinden olan salata siparişi vermeyi düşünürseniz, salatada sadece zeytinyağı ve limon kullanmanızı tavsiye ederiz. Çünkü salata soslarının özellikle sirkenin içinde dahi glüten olabilir.

Özet olarak, glütensiz diyet sizin için bir yaşam tarzı olmalıdır. Birkaç temel kurala uyarak, kendinizi kısa zamanda ve kolaylıkla bu diyet programına adapte edebilir ve uygulayabilirsiniz. Glütensiz diyet ile beslenme şeklinizi ve dolayısıyla hayatınızı da düzenlerken “başkalarının ne düşündüğü” , “sizinle birlikte olmanın onlara zaman kaybettirdiği” gibi fikirlere kapılıp gittiğiniz yerlerde “teşekkürler, aç değilim” diyerek çıkış yolu bulmaya çalışmak hatalı bir seçim olacaktır. Arkadaşlarınız ve ailenizin sizinle birlikte vakit geçirmekten keyif aldığını ve sizi gerçekten sevdiklerini asla unutmayınız.